Dolmuş şoförü, içinde nasıl bir hain dürtü varsa artık, kaza yapmak istercesine, öç alırcasına kullanıyordu direksiyonu. Sara krizi geçirir gibi hoplayıp, sağa sola kayan yolculardan gık çıkmıyordu. Arka koltukta, cam kenarında oturan kadın, bakışları sabit bir noktaya takılı kalmış, kıyamet kopsa duymayacak tarzında, adeta yaşadığı şokun tadına varmaya çalışırcasına umursamaz görünüyordu. Şoförün vitesteki elinin yada pedallerdeki ayağının hainliği kadını hiç ilgilendirmiyordu.
Az önce bir iş görüşmesinden çıkmıştı. İşe alındığını öğrenmiş olmanın mutluluğunu yaşamak yerine hüküm giymiş bir suçlunun ruh halini taşıyordu. Buz gibiydi beyni. Ancak son durağa geldiklerinde kendi varlığının bilincine vardı. Yine kurulmuş bir makine gibi indi dolmuştan. Yerler cam gibiydi. Hele ayakkabıları o kadar kayıyordu ki, paten yanında halt etmiş.. Dikkatini yürümek için harcamak zorunda kalmasa belki kapıp koyvermişliği bir süre daha devam edecekti.
Metronun merdivenlerinden, tümüyle bilinç dışı inerken, göğüs kafesini sıkıştıran şiddetli sıkıntı kısa zamanda tüm bedenini sardı. Ne nerede olduğunu, ne de nereye gittiğini bilmiyordu. Yalnızca iğnesi takılmış bir taş plak gibi aynı diyalog tekrarlanıyordu beyninde.
-Duygu Hanım, bizim için çalışanlarımızın özel hayatları çok önemlidir. Bu nedenle size bazı sorular sormak zorundayım. Sizi bu yüzden çağırdım.
-Elbette, sizi dinliyorum.
-Hayli lüks bir semtte oturuyorsunuz.
-Evet doğru.Ama bir bodrum katta oturuyorum.
-Ne kadar ev kirası veriyorsunuz?
-150 milyon idi. Bu ay 200 milyon oldu
-Uzun süreden beri iş arıyormuşsunuz.
-Bu da doğru.
-Eşinizden ayrısınız öyle değil mi?
-Evet 2,5 yıl oluyor.
-Üniversiteye giden bir de oğlunuz var...
-Evet.
-Peki geçiminizi kim sağlıyor?
-Peki geçiminizi kim sağlıyor?
-Peki geçiminizi kim sağlıyor?
Durmaksızın yankılanıyordu bu söz... Ne demekti “Peki geçiminizi kim sağlıyor?” ne demekti şimdi bu?
Bir dolu cevap vardı aslında.
“Valla yaşıma bakmayın.. Erkekler iyi para veriyorlar...”
“Ondan kolay ne var. Çıkıyorum elektrik direğinin altına....”
“Vesika soruyorsanız yok. Kaçak çalışıyorum.”
“Buraya geldiğim gün elimi salladım. Ellisi birden geldi. Sıraya koydum. Bugüne kadar idare etti işte.”
Boş boş bakmıştı kadının suratına bir süre. Sonra yavaşça kalkıp hiçbir şey söylemeden binayı terketmişti
***
Metronun turnikelerine doğru ilerlerken karşısında birden bire beliriveren siyah deri montlu, kırmızı rugan çizmeli genç kadına gülümsedi. Şimdi kendilerini saygın sanan, ahlak kumkuması kadınlardan çok daha saygındı onun gözünde; bu mismini etekli yosma.
Metronun turnikelerinden geçti. Raylara uzanan merdiven basamaklarını saydam bir boşluğa adım atar gibi adeta zemine hiç dokunmadan indi. Trenden önce gelen şiddetli rüzgarın yüzüne kamçı gibi inmesine hiç itiraz etmedi. Kapılara üşüşen karanlık kalabalığın arasından süzülen parlak yemyeşil bir ışığın içine doğru kayarken yüzünde aşk tadında bir tebessüm vardı.
21 Mart 2008 Cuma
SORGU
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


0 yorum:
Yorum Gönder